Salı 18 Ağustos 2026 - 00:15
Neden Medya Okuryazarlığı Eğitimine İhtiyaç Duyuyoruz? / Ünlülerin ve Influencer’ların Şöhret Ekonomisinden Yararlanması

Havza / Günümüzde ünlülerin ve influencer’ların öne çıktığı, şöhret ekonomisinin giderek daha fazla gündeme geldiği bir dönemde, özellikle toplumun yeni nesli arasında medya okuryazarlığı eğitimlerinin derinleştirilmesine ve yaygınlaştırılmasına büyük ihtiyaç duyuyoruz.

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre günümüzde binlerce gencin belirli bir influencer’ı görmek için onun düzenlediği bir buluşmaya katıldığı ve aynı etkinliğin görüntülerinin sosyal medyada hızla yayıldığı bir ortamda, analistler toplum genelinde “medya okuryazarlığı” adı verilen konunun önemine dikkat çekmeye devam ediyor.

Birkaç yıl önce de Tahran’da genç bir şarkıcının cenaze törenine on binlerce kişinin katıldığına tanık olmuştuk. Bu katılım, aralarında sosyal bilimcilerin de bulunduğu birçok analisti şaşırtmış ve o dönemde bunun nedenleri üzerine çeşitli analizler yapılmıştı. Elbette bu analizler de farklı şekillerde geleneksel medya ve sosyal ağlarda yayımlandı.

Deneyimli gazetecilerden birinin ifadesiyle, böyle bir durum karşısında, bu ülkenin kültür ve sanatına onlarca yıl emek vermiş çok sayıda yazar, akademisyen, seçkin sanatçı ve düşünür bulunuyor; ancak bu kişiler sessiz sedasız ve az sayıda insanın katılımıyla uğurlanıyor. Buradaki temel soru şu: Gerçekten toplum kendi değerlerini değiştirdi mi?

Şöhret mi Daha Önemli, Uzmanlık ve Beceri mi?

Sosyolog ve üniversite öğretim üyesi Dr. Mustafa Âbruşen’e göre, bugün şöhretin itibardan çok daha hızlı üretildiği bir dönemde yaşıyoruz. Sosyal medya platformları, günün her saati yeni “referans kişiler” ve kamuoyunca tanınan yeni yüzler üreten fabrikalara dönüşmüş durumda.

Ona göre artık üniversite diploması, yılların deneyimi veya kişinin mesleki konumu, onun toplum üzerindeki etkisini garanti etmiyor. Belirleyici olan, özellikle gençler ve yeni nesil arasında genel kitlenin dikkatini çekebilme becerisi.

Aslında artık “dikkat ekonomisi” çağına girmiş bulunuyoruz. Bu çağda ne kadar çok insanın dikkatini kendisine çekebilen kişi, sosyal açıdan o kadar fazla güç elde ediyor. Üstelik kişinin bilimsel veya uzmanlık açısından önemli ve seçkin bir konuma sahip olması da şart değil.

Günümüzün Yeni Neslinde Kimlik Krizi

Dr. Âbruşen, konuşmasının devamında önemli bir noktaya daha dikkat çekerek şöyle ifade etti:

"Yeni neslin, geçmişe kıyasla kimlik krizi, yalnızlık, kaygı ve görülme ihtiyacıyla daha fazla karşı karşıya olduğu görülüyor. Başka bir ifadeyle, günümüz genci artık daha az “iyi bir öğretmen veya uzman” arıyor; bunun yerine kendisini anladığını hissettiği birini arıyor.

Örneğin influencer’lar; sade bir dil kullanmaları, şakaları, heyecan verici içerikleri, günlük yaşamlarını anlatmaları ve takipçilerinin cep telefonlarında sürekli yer almaları sayesinde genç ve ergen takipçileriyle duygusal bir ilişki kuruyorlar.

Bir diğer önemli nokta ise şu: Genç, bu kişilerin yalnızca hayranı konumunda değil. Bu kişiler gençte bir aidiyet duygusu oluşturuyor. Sosyal medya ortamındaki o kişi de kendisini, içinde görüldüğü, görüş bildirdiği, tepki aldığı ve nihayetinde kendi algısına göre bir kimlik kazandığı sanal bir topluluğun üyesi olarak görüyor."

Sosyal Medya Algoritmaları ve Medya Cazibesinin Oluşturulması

Dr. Âbruşen ayrıca sosyal medya algoritmalarının da bu duyguyu bireyin içinde güçlendirdiğini vurguladı:

"Bunun anlamı şu: Bir kişi ne kadar fazla görünür olursa, o kadar fazla öneriliyor; ne kadar fazla önerilirse de o kadar popüler görünüyor.

Böylece popülerlik, mutlaka kaliteden değil; tekrar tekrar görülmekten ve görünür olmaktan besleniyor.

Bu döngü, gencin şu şekilde düşünmesine yol açabiliyor:

“Milyonlarca kişi birini takip ediyorsa, demek ki o kişi toplumun en önemli ve en güvenilir ismidir.”

İşte böyle bir ortamda uzmanlık, medya cazibesinin gölgesinde kolaylıkla kalabiliyor ve “ünlü olmak” ile “uzman olmak” arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor."

Şöhret Kültürü ve Yeni Medyanın Rolü

Yazar ve üniversite öğretim üyesi Dr. Mehdi İslami de şunları söyledi:

"Şöhret kültürü, sosyal medya ortamındaki davranışları anlamak açısından temel kavramlardan biridir. Çünkü günümüzde sosyal medya, şöhret kültürünün oluşmasında özel imkânlara sahiptir.

Bu noktada sosyal ağlar ve yeni medya araçları, özellikle de Instagram, görsel merkezli olmaları ve kullanıcılarla ünlüler arasında etkileşim sağlayan bir ortam oluşturmaları nedeniyle giderek daha fazla önem kazanmaktadır."

Dr. İslami şöyle devam etti:

"Şöhret kültürü, tanınmış insanların —sinema ve müzik yıldızlarından sporculara, YouTuber’lardan influencer’lara, hatta okulun popüler öğrencisine kadar— başkalarının bakışlarının tam merkezinde yer aldığı bir ortamdır.

Onlar hakkında konuşuruz, fotoğraflarını görürüz, giyim tarzlarını ve yaşam biçimlerini örnek alırız ve bazen özel hayatlarının en küçük ayrıntılarını bile öğrenmeye çalışırız."

Kültürel konular üzerine çalışan yazar ve araştırmacı sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu durum yalnızca tek bir ülkeye özgü değildir; dünyanın her yerinde yaşanmaktadır. Bu süreçte medya ve sosyal ağlar, rüzgârın her yere şöhret tohumlarını saçması gibi, şöhreti her yere yayıyor.

İşte böyle bir ortamda giderek daha fazla önem kazanan konu, özellikle yeni nesle medya okuryazarlığı eğitimi verilmesinin gerekliliğidir."

Neden Medya Okuryazarlığı Eğitimine İhtiyaç Duyuyoruz?

Dr. İslami şöyle konuştu:

"Öncelikle şunu bilmek gerekir ki medya okuryazarlığı yalnızca sosyal medya platformlarının ve mesajlaşma uygulamalarının nasıl kullanılacağını bilmek anlamına gelmez.

Medya okuryazarlığı; örneğin algoritmaların nasıl çalıştığını ve nasıl işlediğini anlayabilmek gibi çeşitli becerileri de kapsar.

Kişi, neden bazı sert, aşırı veya yüzeysel içeriklerin daha fazla görüntülendiğini ve neden daha yüksek medya görünürlüğü elde ettiğini anlayabilmelidir.

Öte yandan eleştirel düşünme becerisini de ciddi biçimde geliştirmemiz gerekiyor. Burada amaç, kişinin şu soruyu sorabilmesidir:

“Bu içerik gerçekten bilgilendirmek amacıyla mı hazırlanmış, yoksa daha fazla dikkat çekmek ve insanların duygularını harekete geçirmek için mi?”

Sosyal medyayla karşılaşma biçimimizdeki önyargıların ve yönlendirmelerin farkında olmak da bir başka önemli konudur.

Medya kuruluşlarının ve içerik üreticilerinin, psikolojik tekniklerden yararlanarak dikkatimizi nasıl belirli konulara yönelttiğini anlamamız gerekir. Üstelik bu konular çoğu zaman gerçekte önemsiz, boş veya yalnızca tartışma yaratmaya yönelik olabilir."

Sadece Tüketici Olmayalım!

Dr. İslami sözlerinin sonunda oldukça önemli ve pratik bir noktaya da dikkat çekti:

"Bilgi ve görüntü bombardımanının yaşandığı şöhret dünyasıyla karşı karşıya kaldığımızda, çoğu zaman yalnızca tüketici rolünü üstleniyoruz.

Ancak zaman zaman bu rolü değiştirip kendimiz üretici hâline gelirsek, doğal olarak hayata bakışımız da değişecektir.

Bu doğrultuda, kendi deneyimimizi veya bir fikrimizi başkalarıyla paylaşabilir, yeni bir beceri kazanabilir ya da kitap okumaya teşvik etmek ve çevremizdekileri okumaya davet etmek gibi basit bir eylemle bile başkaları üzerinde olumlu bir etki oluşturabiliriz.

Aynı zamanda şunu da bilmeliyiz ki bu tür bir katılım, kişinin hayatındaki yaratıcılık, kontrol duygusu ve anlam hissini önemli ölçüde güçlendirir."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha